Sabahtan beri internet üzerinden üye olduğum pek çok gruptan bayram tebriği alıyorum. Kutlamayın benim bayramımı, istemiyorum. Ben kendimi aldatıp “hohoho” bayram gelmiş “hahahaha” ya da “hihihihi” şeklinde olamayacak, bayramın geldiğine hiç mi hiç sevinemeyeceğim. Kusura bakmayın ama sıkıldım mesajlardan, hele bir tıkla binlerce kişiye gönderilenlerden. Göndermeyin bana, engelleyin beni. Silin gitsin kafanızdan varlığımı.
Ülkenin içinde bulunduğu durum iyice “bombok” iken bayramın getirdiği bir mutluluk varmış gibi yapamayacağım. Özellikle hayvan boğazlayarak aklanacağını düşünen, bu devirde o kadar yardıma ihtiyacı olan insan varken, “ben yardımımı etle yaparım kardeşim” diyen düşünce tarzıyla hiç ama hiç bağdaşmamışken, sevinmek mi şöyle dursun diyecek gelen mesajları okumaya dahi tenezzül etmeyeceğim.
Bu devirde et midir tek ihtiyaç? Bırakın tek ihtiyaç olmasını, listenin başında mıdır bu şey. Mesela siz kaç hayvanı kurban edince son bulacak eğitimden uzak kalmış çocukların özlemi… Bir ilaç almak için türlü işler yapanların hali. Demokrasi adı altında yapılan rezillikler? Sokak çocuklarının sayısında ki oran? Bırakın yâhû bu devirde ben et dağıtırım, fakir-fukaranın karnı doyar düşüncesine sığınmayı. Kaç buzdolabı poşeti aldınız? Neresini kıyma çektirip, dolduracaksınız buzluğunuza. Kaçını kuşbaşı yaptırıp, saklayacaksınız önümüzde ki bahara. Sonra yoksul, fakir, fukara. Siz önce bunların hesabını verin hep beraberce.
Şunu söylemeyi gerek görüyorum. Çünkü birileri çıkıp sen et yemiyor musun diyecektir. Evet pek sevgili şahıs ben et yiyorum. Ama orama, burama sürecek şekilde değil, vücudum için gereği kadar. Abartmıyorum, evimde et stoklamıyorum. Bilmem nesini çıkarmıyorum. Kendi buzluğum için bir canı boğazlatmıyorum. Belirli periyotlarla ve sağlığımı da tehdit etmeden kendim için gerekli olanı kadar tüketiyorum. Hiçbir zaman sürekli etli yemeklerin piştiği bir mutfağa sahip olmadığımı belirtmek istiyorum. Bizim evde öyle çorbanın içine, yok fasulyenin nohudun içine et girmeden olmaz düşüncesi hiç olamamıştır, her şey kararında ve olması gereken kadardır biliyorum. Üstelik konu et yiyip, yememek değildir, sığ düşünme diye üstüne basa basa söylemek istiyorum. Kendi düşünce tarzımda et dağıtarak yardımlaşma şekli çoktan tedavülden kalkmıştır diyorum. “Senin et dağıtman diğer yardımları yapmana engel mi”, “hem biz kendimiz için değil” tarzı köylü kurnazlığıyla yaklaşanları, keşke buraya kadar bile okumasaydınız diyerek hemen uğurlamak istiyorum. Üstteki çarpıdan sayfayı kapatıp, çıkınız diyerek kovuyorum. Zira ben böyle yardımlar artık boyut değiştirmeli, etle metle oyalanacak hal mi var, birbirini boğazlıyor millet, kör müsün düşüncesinde olanlardanım diyorum. Ekliyorum. İlla ki bir şey yapacaksanız bir şuraya, bir de şuraya bakın diyerek yönlendirme yapmayı görev biliyorum. Tüm bunların üzerine, yok canım kan akıtmadan olmaz ki diyerek gözünü kana bulayanları ise hadi yallah diyerek bir kere daha kovalıyorum.
Mutluyum evet, yüzüm gülüyor. Sesim de oldukça iyi çıkıyor bu sıralar. Sakın ola ki bu durumu bayrama bağlayıp tebriklerle saldırmayın. Cumartesi itibariyle kavuşacağım gerçek mutluluğumadır sevincim. Şimdi uzun zamandan beridir ayrı kaldığım canımla baş başa kalmak adına, bir haftalığına gerçek mutluluğuma sığınıp, gitmeyi seçiyorum. Oralardan olur da selâm eder miyim, hiç sanmıyorum...












